Hicret’e Gelin Giden Hz. Hacer (R.Anha) (5.Bölüm)

Hz. Hacer validemiz, oğlu İsmail’le birlikte Mekke’de yepyeni bir hikâye inşa ve ihya ediyorlardı.  Küçük İsmail büyümüş, annesinin koruyucu meleği olmuştu. Çok ağır başlı, yumuşak, sabırlı aynı zamanda da babası Hz. İbrahim gibi Hakka teslim olmuş kimselerdendi. Zaman zaman babası Hz. İbrahim kendilerini ziyarete gelir, oğlu İsmail’i kendi manevi ikliminde yetiştiriyordu. Yıllar önce biricik yavrusunu ve zevcesini ıssız bir çölde bıraktıktan sonra Hz. İbrahim (As.) onlar için şu duayı yapmıştı;
“Bir vakit de İbrahim, “Rabbim, burayı (bu ekin bitmez vadiyi) emniyet merkezi bir belde kıl ve ahalisini, içlerinden Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman edenleri (ticaret gibi yollardan) yerin bitirdikleriyle rızıklandır!” diye dua etmişti. (Rabbi,) şöyle karşılık verdi: “(Rızkı sadece iman edene değil, herkese veririm. Bununla birlikte) kim de (bahşedeceğim emniyet ve rızık karşılığında) nankörlükte bulunur ve gerektiği gibi iman etmezse, onu (dünya hayatında) kısa bir süre geçindirir, fakat sonra Ateş azabını ona mecburî istikamet yaparım. (Dünyadaki bu kısa süreli geçimliğin ardından) ne fena bir âkıbet, ne kötü bir son durak!” (el-Bakara, 126)
Devamı

Hicret’e Gelin Giden Hz. Hacer (R.Anha) (4.Bölüm)

Teslimiyet timsali Hz.Hacer validemiz, zahiren bebeğiyle Mekke’nin ıssız kavurucu sıcağında yapayalnız kalmıştı, lakin “Dost istersen Allah yeter.” Sözünü düstur edinerek yolculuğuna devam ediyordu. Onun bu hali kendisini manevi olarak en üstün makama getirecek ve Allah (cc)’nın sevdiği kullarının içine katacaktı. Bu haliyle öyle bir yükseldi ki makamı İbrahim’de yer aldı… Teslimiyet içinde teslimiyet vardı, ailecek bir bir teslim olmuşlardı yüce kudrete, bereketlere, payelere gark olmuşlardı. Adeta ballar balını bulmuştu İbrahimler, İbrahimiler…
Hz. Hacer, sırr-ı insana , sırr-ı aşka  sırr-ı elemle ulaşmıştı. Zahmette, teslimiyette rahmetler gizliydi. İbrahim’in eşi, İsmail peygamberin anası olmaktan çok, Mü’minlerin anası olma payesine nail olmuştu…
Devamı

Hicret’e Gelin Giden Hz. Hacer (R.Anha) (3.Bölüm)

 Hicrete gelin giden Hz. Hacer anamız, ikinci hicret diyarına Rabbinin yönlendirmesiyle yola çıkmıştı. Peygamber eşi olmak, onun safında olmak, mahremi olmak, peygamberin yürüdüğü yolda yürümek fedakârlık isterdi, sabır isterdi, sorgulamadan hikmet, irfan, mutlak bir itaat ve teslimiyet isterdi, ebedi bir hayatı kazanmak için fani dünyayı feda etmek gerekebilirdi, türlü türlü imtihanlardan geçilebilirdi, testlere tabi olabilirdi, oldu da…
Devamı

Hicret’e Gelin Giden Hz. Hacer (R.Anha) (2.Bölüm)

Hz.Hacer validemizin İbrahim peygamber ile izdivacı gerçekleşince , Sare validemizin ‘belki bir evladın olur’ arzusunu yerine getirmişti. Hz. İbrahim, kul hakkını,kadın,eş haklarını çok iyi biliyordu. Lakin eşi  Sare'nin bu teklifine karşılık defalarca kıskanma ve doğacak çocuğu kendi evladı gibi seveceğine dair sorular sormuş, Sare validemizin de her iletilen soruda ‘ evet kıskanmayacağım, doğacak çocuğu kendi çocuğum gibi sevecek ve benimseyeceğim’ demişti. Şefkat Peygamberi kadın fıtratını bildiği için , bu soruları eşine sorarak , sorular karşısında duygularıyla yüzleşmesini istemişti. Vakit doldu Hz. Hacer anamız ileride peygamber olacak Hz. İsmail'i dünyaya getirdi. İsmail’in yüzünde Hz. İbrahim’den kendisine intikal eden bir Nur vardı.
Devamı

Hicret’e Gelin Giden Hz. Hacer (R.Anha) (1. Bölüm )

Hicretle şahlanan , gurbetle derinleşen , adanmışlığıyla Rahman’ın sevgisini kazanan Hz. Hacer validemiz kadınlar aleminin sultanı idi. Validemizin isminin manası; “terk etmek, hicret etmek; şirkten uzaklaşmak; emsalinden üstün olmak” mânalarına gelir.Ayrıca Hacer kelimesinin Arapça hicret etmek manasından hareket eden Ali Şeriati, şu yorumu yapmaktadır: "En büyük bir amel, en güzel bir hüküm olan 'hicret' kelimesi de 'Hacer' isminden türetilmiştir."
Devamı

Hz.Hatice (r.a)

İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed ( s.a.v) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyruluyorlar;
  "Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayete erersiniz." (Beyhakî)
 Bu hadisi kendimize rehber alarak yola çıktığımızda ,” Bizim yıldızımız kim acaba?” Sorusunu kendimize sorarız ve bu yıldızın Asr-ı Seadette doğan ilk yıldız , ilklerin ilki , en şerefli hanımefendi, Efendimiz’in eşi olan, “ O’ nun sevgisiyle rızıklandığım” diye buyurduğu Hz. Hatice ( R.anha)’dır…
 
 
Devamı

Hz.Aişe (r.a) 4.Bölüm

Ahlakı , Cemel vakıası ve ölümü.
 Allah Rasulü ( sav)’ın hanımlarının hepsi birer mektep hükmünde olup, karanlık hülyalara ışık olabilmek için kendi zamanlarındaki hanımlara merhem olmuş aynı zamanda da kıyamete kadar gelecek olan hanımlara örnek hanım modelini sergilemişlerdi. Efendimiz ‘in çok evliliğini nefsaniyete bağlamak doğru değildi. O’nun her bir evliliği topluma fayda sağlıyacak mahiyetteydi. Ufuk çizgisini takip ederek, Rabbi tarafından kendisine sunulmuş yolda yürümeye devam ediyordu. Hanımlarının gönüllerine sevgi fısıldar ve onların sinelerine sevgiden tahtlar kurardı. Efendimiz ‘in aile reisliği bütün beylere örnek olmuştu.Hz. Aişe validemiz Efendimiz ‘in diğer hanımları gibi eşinden sevgiyi almıştı.O’nun bu sevgisine karşılık ellinden ne geldiyse sevgi adına , Efendimiz ‘in uğrunda feda etmişti.
Devamı

Hz.Aişe (r.a) 3.Bölüm

Hz. Aişe validemiz güllerin Efendisi ‘nin en sevimli hanımlarından idi. Resulullah efendimiz bir defasında, kızı Hazret-i Fâtıma'ya buyurdu ki: 
 - Ey kızım, benim sevdiğimi, sen sevmez misin? 
Hazret-i Fâtıma'nın, “Elbet severim” demesi üzerine, yine buyurdular ki: 
 - O hâlde, Aişe'yi sev! 
 Resulullaha, “En çok kimi seviyorsun” denildiğinde buyurdular ki: 
 - Aişe'yi. 
 "Erkeklerden kimi" dediklerinde, buyurdu ki: 
 - Aişe'nin babasını. 
 Bir gün Hz. Âişe. Peygamberimiz (sav)’e sordu: “Ya Rasûlullah, bana olan sevgin nasıldır?”
 Peygamberimiz:“Kördüğüm gibidir.” diye cevap verdi. Hz Âişe yine sordu: “Kördüğüm nasıldır?”  Peygamberimiz: “İlk günkü gibidir.” diye cevapladı.
Devamı

Hz.Aişe (r.a) 2.Bölüm

İlme verdiği değeri Şu manidar sözleriyle doğruluyordu.
 Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
 “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiyi cennetin yollarından birine sevk eder. Melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunan her şey, hattâ suyun altındaki balıklar bile âlim için Allâh’a istiğfar ederler. Âlimin âbide üstünlüğü, dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, mîras olarak altın ve gümüş bırakmazlar; onlar ilmi miras bırakırlar. Kim bu mîrâsı alırsa, büyük bir nasip almış olur.” (Ebû Dâvûd, İlim, 1/3641; Tirmizî, İlim,  19/2682)

Devamı

Hz.Aişe (r.a) 1.Bölüm

Çocukluğu, Gençliği, Hicreti.
Kadınlar aleminin sultanı olan, Hz. Aişe (r.anha) Güllerin efendisinin gülü , Halife Hz. Ebubekir (r.a)’ın goncası Kureyş kabilesinden olup , annesi Ümmü Rumandır. Efendimiz ‘in en genç gülü olan Hz . Aişe validemiz hiç çocuk sahibi olmamış fakat tarihe ümmetin annesi olarak geçmiştir. Bundan dolayı, ‘mü’minlerin annesi’ ünvanını almayı hak kazanmıştır. Tıpkı babası Sıddık olan Hz  Ebubekir gibi ,’sıddıka ‘lakabıyla bilinmiş, doğruluk ve dürüstlüğün canlı örneği olmuştu.  Kendisine Rabbi tarafından bahşedilen feraset ve derin zekası  toplumun aydınlanmaya muhtaç olduğu zamanda bütün gayretiyle hizmet etmiş ve Efendimiz ‘in kendisine ‘Humeyra’ lakabının verilmesine sebep olmuştur . Bu pakize hanımefendinin anne ve babası her ikisi de soylu aileden olup , Mekke halkının saygısını kazanmış ve toplum da sözü geçen aile konumuna gelmiştir. Bu nadide aile Efendimiz ‘in risaletini ilk kabul edenler listesine dahil olmuştu.  Bu eşsiz yuvaya hiç şirk bulaşmamıştı. Maddi ve manevi temizliği üzerinde taşıyan bu güzel ailede doğan Hz. Aişe validemiz, bebekliği Efendimiz ‘in manevi iklimin de geçmişti.
Devamı