Gönlümüzün Baharı Kuran-ı Kerim

Kur’an, Allah‘ın kelâmıdır; bu açıdan ezelîdir, yaratılmış değildir. Fakat vahyedilmiş, Hz. Cebrail (a.s) tarafından Allah ‘tan (cc) alınıp, Hz. Muhammed (s.a.v)’a getirilmiş haliyle harflerden ve seslerden oluşan, sûre ve âyetlerden bir araya gelen, dillerimizle okunan, korunan, Mushaflar da yazılıp ellerimizle dokunulan, kulaklarımızla işitilen ve gözlerimizle görülen ‘Kitap’tır.
Devamı

Vicdan

Vicdan kelime anlamı olarak “vece'de “ kökünden gelir ve bulmak demektir.
 İnsanın kendi içinde bulduğu ölçülere, kurduğu adalet ve ahlak terazisine denir. Yaşantımızda iyi veya kötü olarak yaptıklarımızın muhasebe yeridir.
 Hakikat manasıyla vicdan, insanın kendini duyuşu, kendisi ve Rabbi ile olan münasebetini hissetmesi, yorumlayabilmesi kabiliyetidir.
Devamı

Muharrem ayı ve Kerbela faciası

“Allah ‘ın Ayı  “ olarak bilinen ve inanlar için de çok önemli kabul edilen  Muharrem ayı, hicri senenin ilk ayıdır. Muharrem ayının onuncu günü herkesin de bildiği üzre  “ Aşure Günü “dür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Aşure Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir gün kabul edilmesi itibari ile  ayrı bir önemi   bulunmaktadır. 
Devamı

Gaflet Hali

Gaflet; dalgınlık, şuursuzluk, kendinde olmama; gafil de çevresinde olup bitenlerden habersiz, her zaman şaşkın ve hem Hak’la hem de halkla münasibetleri açısından dikkatsiz yaşayan demektir. Gafletlik hali bir uyku halidir. Bu uyku sersemliği kulu gaflet zulumatına götürüyor. Gaflet bir sarhoşluk halidir ki etrafında olup bitenden haberi yok gibi yaşamaktır. Gaflet perdesi  o kadar kalın bir perdedir ki , onu gözün üzerinden kaldırmak için çok emek vermek lazım. Gaflet perdesi bizim bildiğimiz manada bir perde değildir. Gaflet perdesi, bakıyor ama göremiyor tıpkı ama birisinin renklere bakması gibi. Ne kadar baksada göremiyor. Gaflet perdesi, duyuyor fakat anlayamıyor ,biliyor fakat şuuruna varamıyor. Eşyanın hakikatine nüfuz edememe halidir.
Devamı

Gurbet Konusu

Vatandan uzak düşmek, asıl vatandan ayrı kalmak el, gariplik, yabancılık,ya da halk arasinda kabul gormüş davranış ve düşüncelerin dışında tavır sergilediği için onlar arasından dışlanmak ; anlamlarına gelen " gurbet " kelimesi , Arapça garb kökünden türemiştir. Güneşin battığı yer anlamında da kullanılan " garb"  kelimesi ile , vatanından ayrı düşüp , uzak diyarlarda hasrete ve hüzne gark olmuş insan anlamına gelen " garip " kelimesi arasında da anlamsal yönden de bir bağ vardır.
Devamı

Sevgi


Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye ( Allah'u Teala) tabi olmak, O'na itaat etmek, O'nun her işini güzel, kula isabet eden imtihanları lütuflardan daha tatlı görmek ve O'nun dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek, O'nun rızası için yaşamaktır.
 Sevgi bir duygu çeşididir. İlgi göstermeye yönelten duygu anlamına gelir.
 Sevgi kainatın yaratılışının gayesidir. Varlığın sebebi sevgidir. Allah'u Teala buyuruyor bir kutsi hadiste:” Ben gizli bir hazineydim bilinmemi arzu ettim ve bu kainatı yarattım.” Kainat bir ağaçsa , sevgi onun çekirdeği hükmündedir. 
Devamı

Sıkıntıdan Sonra Gelen ferahlık

Cenab-ı Allah (cc) kendisine halife seçtiği insanoğlunu dünya hayatında imtihana maruz bırakarak, kendisine en yakın olanı seçer. Bu kutlu yolculuk  Ahirette, ebedi olan cennet kapısının açılmasına neden olur. Cennet hayatında en güzel makama koymak için sıkıntıları üzerine yağmur gibi yağdırır. Kainatın yaradılışından  ve Adem babamızın dünya hayatına inmesinden , kıyamete kadar da devam edecek olan insanoğlunun imtihanı, ölümle son bulacaktı. Allah (cc)  bu manzarayı bize Kur’an’ı Kerimde öyle güzel anlatıyor ki, ayetlerde imtihan karşısında insanların nasıl bir psikolojik duruma düştüğünü açık bir şekilde gösteriyor .Kur’an, Allah‘ın insanlığa gönderdiği mucize derinlikli ve eşi benzeri olmayan bir mesajıdır.  Gönderilen bu mesajlar biz insanların hayatına yön katmalı ve  doğru yol olan, sırat- i müstakim yolunda Allah ‘ın rızasını kazanmak için gayret edilmelidir. Kur’an bize dönemin derslerini verirken, aynı zamanda da hadiselerin resmini çizer ve o hadiselerde yer alan şahısların hem iç yüzünü hem de dış yüzünü ortaya koyar. Kur’an’dan istifade etmek, öncelikle O’na olan sonsuz itimada bağlıdır. Kul, itimadı kadar istifade eder.
        Yüce Allah İsra suresinin 67. Ayetinde şöyle buyuruyor;
        “Denizde herhangi bir musibete maruz kaldığınızda yardımınıza sadece Allah yetişir de, ilâhlaştırarak kendilerine yalvarıp yakardığınız varlıklar ortada görünmez olur. Ne var ki, Allah sizi kurtarıp selâmetle karaya çıkarınca da O’na sırt çevirirsiniz. İşte insan, böylesine nankördür.”
Devamı

Tembellik

Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).
İnsan tembellik, atalet, rehavete düçar olursa eğer, kainatın düzenine muhalefet etmiş olur.
      Kainatta tembellik yoktur. Kainatın küçültülmüş hali olan insan da tembellik hali zuhur ederse, o insan ölüme doğru gidiyordur. İster zihni ister bedeni tembellik olsun, tembellik bir vücuda girdi mi kronik bir hastalığın zeminini hazırlar.
       Tıbbi yönden bakıldığı zaman, tembellik halinde kullanılmayan organ kendini küçültür ve zamanla yok olur. Kullanılmayan her şey kendini küçültür. Beyin hücreleri kullanılmazsa sayısının  düştüğü görülür.
       Tembel olunduğu zaman, kainata ters hareket etmiş olunur. Kendi fıtratında, hareketlerinde nizama uygun hareket etmemek kainattakı enerjiden istifade edememektir.
Devamı

İlahi İmtihanın Bir Cilvesi Olan Yetim Ve Öksüzler

Toplumda, ilahi imtihanın bir cilvesi olarak bazı kanadı kırık insanlar bulunur ki, Cenab-ı Hak , diğer kullarına onlar hürmetine rızık verir ve yardım eder. Lakin insanlar, bu hakikatı çoğu zaman anlayamazlar. O kulların mahrumiyetine aldırmadan, devamlı kendi varlıklarının artmasını isterler. Halbuki Cenab- ı Hak, toplumdaki kanadı kırıklara bakmayı , imkan sahipleri için bir vazife kılmıştır. Bu kalbi kırık insanalardan kimisi yetim, kimisi öksüzdür.
Öksüz, annesi ölmüş, yetim ise babası ölmüş çocuktur. Öksüz kelimesi, hem annesi hem babası ölmüş çocuk anlamında da kullanılır. Bu sözcükler, ölmemiş olsalar bile anne ve babasından sürekli olarak koparılmış çocuklar ve hayvan yavruları için de kullanılır.
Devamı

Emanet

Emanet; güvenmek, korku ve endişeden emin olmak anlamlarına gelir. Emanet kelime olarak iman kelimesi ile aynı köktendir. Emanet, imandır, mükellef olanların  Allah ‘ tan  başka kimsenin göremediği gizli, saklı taraflarıdır, Allah’ın emir ve yasaklarıdır, Allah’ ın kullarından aldığı ahittir, bütün dini yükümlülükler, Allah ‘a mutlak itaattır. ( İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi)
Devamı

Salavat

“Salâvat” “salât” kelimesinin çoğuludur. Salât kelimesi lügatte; dua, namaz, rahmet manalarına geldiği gibi kendisinden türetilen bazı fiillerin de bereket manası vardır.
“Selâm” kelimesi de müşterek sayılan birçok manaya gelir. Selâm lügatte Allah’ın ismi olarak kullanıldığı gibi, selâmlaşmak, kusurlardan beri olmak, emniyet ve sulh manalarına da gelir. Bu kelimeye verilen manalar üç çeşide ayrılabilir:
a. Mastar bir kelime olarak “es-selâmu aleyküm” demek, selâmet emniyet sizin içindir, sizinle beraberdir demektir.
b. Selâm, Allah’ın ismi olarak; Allah seni korumayı, gözetmeyi üzerine almıştır ve sana kefildir demektir.
c. Selam, itaat ve barış demektir. 
Devamı

Ümit

Allah’ın fazlına, ihsanına, keremine, rahmetine ve lütfuna bel bağlamak anlamına gelir. Ümitsizlik halinin zıttıdır.
Ümit amaçları olan bir şeyin başarıya ulaşmak için yollar olduğuna inanması ve bu yolları kullanmak için motivasyonunun olmasıdır.
Kalbin hayatı ümitle sürer, yani gönül ümitle yaşar. Ümit ihsanı bol olan Allah'ın cömertliğine güvenmektir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:” Sana gerçegi   müjdeledik, ümitsizlerden olma! Dediler . O da Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden ümit keser ki? Dedi”. (Hicr, 55-56)
Devamı

Tefekkür

Tefekkür, Allah’ın kainat mektebinde isim ve sıfatlarının tecellilerini okuyup, ona göre iman ve amelde bulunmak demektir. Tefekkür kuru bir düşünce değil, içinde marifet, muhabbet ve ibadetin de bulunduğu kapsamlı bir terimdir. Tefekkür, hem imanı hem ibadeti hem düşünceyi hem de ahlakı inkişaf ettirir.
Devamı

Hüzün

Hüzün; Gam, keder, gussa manalarına gelmektedir. Arapçadaki “Hazen” den alınmıştır. Hakikat manasında hüzün insanın insan olma idrakinin adıdır. İnsanoğlu aciz, ölümlü, fani, cennetten yer yüzüne gönderilmiştir ve ibadetleri kusurludur Rabbine hakkıyla sunmak istediği pek çok şeyler vardır ve bu yüzden eksiklerinden dolayı her zaman hüzün duyar. Hüzün demek Muhammedi (s.a.v) yolun bir cilvesi demektir. Hüzün vazife şuuru, dava düşüncesi ve mefkûre buudlu tasadır.
Devamı

Vicdan

Vicdan kelime anlamı olarak “vece'de “ kökünden gelir ve bulmak demektir.
İnsanın kendi içinde bulduğu ölçülere, kurduğu adalet ve ahlak terazisine denir. Yaşantımızda iyi veya kötü olarak yaptıklarımızın muhasebe yeridir.
Hakikat manasıyla vicdan, insanın kendini duyuşu, kendisi ve Rabbi ile olan münasebetini hissetmesi, yorumlayabilmesi kabiliyetidir.
Melekuti bir mekanizmadır. Vicdan mekanizması, insan mahiyetinde,hayrı hayır olarak tanımlayabilen, ondan inşirah duyan, şeride şer olarak tanımlayan, ondan azap duyan, onunla kendi arasını ayırmaya çalışan, bir iç mekanizmadır. Bediüzzaman onu tanımlarken der ki,”  Mülk alemi ile melaküt alemi arkasındaki berzahtır.” Mülk alemi ile melaküt alemindeki geçişler, ilhamlar, manalar, bilgilerdir.
Devamı

Rızık

Sözlükte:” Azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey “ anlamına gelen rızık, terim olarak: “ Yüce Allah’ın , canlılara yiyip , içmek ve yararlanmak için  verdigi her şey” diye tanımlanır.Bu tanıma göre rızık, helal olan şeyleri kapsadığı gibi haram olanları da kapsamaktadır.
Rızık,insanın ana karnında teşekkülü ile başlar, kaderdeki kayıtlara uygun olarak ecele kadar devam eder. Ecel, bir manada dünyaya aid rızkın bitim  noktasıdır.
Devamı

Şevk


Şiddetli arzu, aşırı istek, marifet kaynaklı neşe anlamlarına gelen şevk, genellikle  aşkla yan yana kullanılan  bir kelimedir. Aynı zamanda Sevgiliye ,mahbuba kavuşma arzusu olarak da  tanımlanır. İstılahi  mana da ise Marifetullah kaynaklı neşe diye tanımlanır. Marifet kaynaklı neşe ; bıkmadan, usanmadan, yeise kapılmadan, Cenabı Hakka vasıl olabilmek için çırpınıp durmak ; şeklinde açıklanabilir.  O Kudreti Sonsuza karşı çok şiddetli bir arzu duymak, Onun rızasından başka şeylere yüz çevirmektir. Bu manada şevk; iç dinamizmdir. Şevk bizi müsbete doğru kanalize eden , harekete geçiren bir enerjidir. Said Nursi (ks) ; Şevk kavramını çok temel bir esas olarak kabul eder ve kendi mesleğinin , kendi yolunun 4 esasından bir esas olarak ele alır.
Devamı

İrade-i cüziyye nedir ?


İrade-i cüz’iyye, Cenab-ı Hakk’ın kuluna verdiği sınırlı bir salahiyet ve tercih hakkıdır. Fakat ehemmiyeti pek büyüktür. Zira insan, iradesini hayra sarf ederse Mevla hayrı, şerre sarf ederse şerri yaratır. Bu itibarla insan, cenneti de, cehennemi de bu irade ile kazanır. Evet, Halık (Yaratıcı) yalnız Allahü Teala’dır. O dilemezse, o yaratmazsa hiçbir şey olmaz. Şu kadar ki, kul kasib isteyip çalışan, Mevla ise Halık yani yaratan’dır.
Devamı

Müslümanların cemiyet içindeki vazifeleri

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘’Her kim ki Allah’a ve Ahiret Gününe iman ederse misafire ikram etsin.’’ Buyuruyorlar. Misafir, geldiği yerde bereket ve bolluğa vesile olur. Bir hadis-i şeriflerinde de ‘’Misafir geldiği eve on nasibi ile gelir. Birini yer, dokuzu orada kalır.’’ Buyuruyorlar. Evleri ve imkanları müsait olan Müslümanların, İslami hususlara riayet ederek, misafire ikramda  bulunmaları çok mühim vazifelerdendir.
Devamı