Cennet Hanımlarının Efendisi Fatımatü’z-Zehra (R.Anha) 5.Bölüm

Ehli Beyt ve sahibiler, Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) nübüvvet nurunu görerek ve O’nun pırıl pırıl atmosferi içinde yetiştiler. Onların durumu, diğerlerinden çok farklıdır. Bu da gayet normaldir. Zira onlar bizzat Efendimizi (sallallâhu aleyhi ve sellem) gördüler, O’nun nurundan istifade ettiler, O’nun her hâline vâkıf oldular, sağanak sağanak vahiy yağan bir iklimde, vahyin ürpertici serinliğini daima iliklerine kadar hissettiler. Ve o sanlı Muallim ve Üstat tarafından yetiştirildiler. Öyleyse, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) de onlara diğerlerinden daha farklı bir muhabbet beslemesi, onlara ihtimam göstermesi ve onları aziz tutarak “Ashabıma söven benden değildir.” “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir.” seklinde ifadelerle onları taltif etmesi, öyle bir mürüvvet abidesine yakışan en uygun ifade ve hareket tarzıdır. Beşeriyet içinde O’nu en çok onlar sevdi; Allah Resûlü (s.a.v) de bu sevgiye mukabelede bulundu, O da onlara kıymetler verdi, kimileri cennetle müjdelendi kimileri halife kimileri komutan oldu.
Devamı

Cennet Hanımlarının Efendisi Fatımatü’z-Zehra (R.Anha) 4.Bölüm

Yüce Allah ( cc)’u biz kullarını daima uyarmak için uyarıcılar gönderir. Gönderilen bu peygamberler, hakkın hakikatin yüreklere, ruhlara nakşedilmesi için Allah’ın kurtarıcı buyruklarını insanlara, toplumlara anlatırlar. Gaye Allah’ın rızasıdır, İlahi kelimetullahtır, dünya ve ahiret saadetinin elde edilmesi davasıdır. İslam Âlimlerinin genel fikri bu istikamettedir. Şöyle ki;
“Her peygamber kendi ümmeti içinde en çok kendi nübüvvetine vâris olanları sever. Bu umumî bir kaidedir ve Allah Resûlü de bundan müstesna değildir. Çünkü bütün peygamberlerin dünyaya geliş̧ gayesi nübüvvete ait manaları tebliğden ibarettir. Onlar, miras olarak geride kalanlara ne mal ne de makam bırakırlar. Bıraktıkları tek miras, tebliğ̆ ettikleri dindir ve o dinin esaslarıdır. O dine sahip çıkanlar öncelik sırasına göre elbette peygamberlerin de en çok sevdikleri kimseler olacaktır.
Devamı

Cennet Hanımlarının Efendisi Fatımatü’z-Zehra (R.Anha) 3.Bölüm

İman ve takvada ön saflarda olan Rasûlullah’ın ailesi, nazar gâhi ilahi olan kalbin taşıdığı imanı, dışlarına öyle bir yansıtıyorlardı ki, onların  bu hali topluma örneklik teşkil ediyordu.
İmanın ilk meyvesi merhameti, derin bir şuurla yaşıyorlardı. Merhametin en belirgin alâmeti ve en olgun tezahürü de “infak ”tır. İnfak, malın ve canın Allah’a adanmasıdır. Beşeriyetin fazilet zirveleri olan peygamberler ve onların vârisleri olan âlimler, arifler ve velilerin hayatları, sayısız merhamet ve infak davranışlarıyla doludur…
Devamı

Cennet Hanımlarının Efendisi Fatımatü’z-Zehra (R.Anha) 2.Bölüm

Efendimiz (sav)’ın nazenin gülü de hicretle tanışmıştı. Hicretin manevi hazzını tadacak ve bu uğurda fani şeylerden vazgeçecek, manevi, baki güzelliklere doğru yol alacaktı. Neydi o kutsi yolculuk, neler kazandırıyordu inanan ruhlara? …Aslında her mümin “ Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker “  ile mükelleftir, ruhunu, kalbini bununla kıvama ulaştırması, dengesini, misyonunu koruması gereği…
“ Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlıgayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir. ( Tevbe:71)
Devamı

Cennet Hanımlarının Efendisi Fatımatü’z-Zehra ( R.Anha) 1. Bölüm

Hz. Fatıma( r.anha) Sevgili Peygamberimizin biricik kızı ve rahmet peygamberinin Gül Devri’nde, Kur’an ikliminde,  Allah’ın habibinin rahle i tedrisinde  yetişmiş yerkürenin afi tabı hükmünde bir ışık ve ısı kaynağı idi.. . Babasının goncası, annesinin can dostuydu. Babası Hz. Muhammed( s.a.v) kızının ismini Fatıma koymuştu. Kendisi de kızına bu mübarek cümleleri terennüm ediyordu; “Ey Fatıma! Seni neden Fatıma diye adlandırdım biliyor musun? Dedim ki; Ya Resulallah neden böyle adlandırdınız? Buyurdu ki; Allah Teâla kıyamet günü seni ve neslini cehennem ateşinden uzaklaştıracaktır. (Seyyid Ahmed Zeyni Dahlan c.1 s.7)
Devamı